25 Şubat 2013 Pazartesi

Anadolu Notları # 3 (Mavi Gözlü Teyze)

       Uzun süredir yazmadım.. Yazdıklarım ya taslakta kaldı ya fotoğraflarını ekleyemedim; öylece bekliyorlar. Şimdi sıraladığım cümleler ise geçen hafta yerini almalıydı buralarda. Ancak fırsat bulabildim bahanesine sığınayım ne yapalım. 

       Ben durumundan hep şikayetçi, bölümünü seven ancak mesleğine bir türlü alışamamış Stajyer Avukat olarak;  "hayallerimdeki" mesleği getireceğine inandığımdan İngilizce uğruna yıllardır çırpınır dururum. Belki biraz abarttım son iki yıldır daha çok dağda tepedeyim kabul ediyorum ama İngilizce bir şekilde hep hayatımda oldu, kitap okudum unutmamak için. (Hoş yine unuttum çaktırmayın.) Madem yıllardır uğraşıyorsun görelim bakalım kaç arpa boyu yol ilerlemişsin Ey Stajyer diye seslendim kendime ve YDS'ye girmeye karar verdim. (KPDS ve ÜDS'yi mi ne birleştirdiler; bir tutam ondan bir tutam bundan koydular oldu YDS.) Kayıt yaptıracağım gün işe erken gitmek zorunluluğu olmamasının sevinciyle taaaam yarım saat daha geç uyandım! Ne müthiş değil mi 30 dakika fazladan uyumak! Amacım Üsküdar'daki Ösym merkezine uğrayıp kayıt yaptırmak ve sallana sallana ofise gitmekti ama heyhat! Evden Ösym merkezine giderken (baya yakınım 5 dk'lık mesafe) daracık bir sokaktan geçmem gerekiyordu. Karşımdan da elinde içi tıka basa doldurulmuş çantası, çağla yeşili enterasi ile bir teyze geliyordu söylene söylene. Tam yanından geçecekken teyze yüksek sesiyle etrafımızdaki kedileri kaçırarak "Kızım bana PTT'yi gösteriver hele!" dedi. Aslında yardım mı istiyor beni mi azarlıyor anlayamadım önceleri. Capcanlı bakan mavi gözleri olduğunu fark ettiğim yaşlı teyzem biraz siniri geçince daha iyi anlattı derdini. Telekom'dan sürekli arayarak artık cep telefonlarıyla konuşmakta avantajlı gibisinden neşeli çağrı merkezi çalışanı sesi eşliğinde evden cebi cepten evi aramanın uygun yollarını anlatıyorlarmış. Teyzem ise kulakları az işittiğinden doktorunun da tavsiyesiye (özellikle belirtiyorum çünkü doktorunu pek övdü) ev telefonuna özel zil taktırmış. "Ben cep telefonunu nasıl duyayım a kızım bir de beni cep telefonu al diye arayıp duruyorlar, bu benim 50 senelik kanalım." diye söylendi de söylendi Teyzeciğin koluna girdim demeyeceğim daha çok onun beni çekmesi suretiyle gerçekleşti olay :D (tabiki kendisini telekoma götürecektim ama bir an ne olduğumu şaşırmadım değil) telekoma doğru yönlendik. Kapıdan teyzeyi bırakmaya gönlüm razı olmadı, işe geç kaldığım için ne desem diye düşünerek içeri girdim. Danışmadaki görevliye Mavi Gözlü Teyze'yi tanıttım, derdini anlattım gidecektim ki teyze kolumdan tuttu. Görevlinin ona verdiği numara kağıdını elime tutuşturarak "Hadi kızım şunu hallediver." demez mi, yani aslında bağırmaz mı?! (Teyzenin kulakları zor işittiğinden olsa gerek kendi sesini duymakta da güçlük çekiyor ve oldukça yüksek sesle konuşuyordu.) Bu sefer ben önce davrandım ve teyzenin koluna girdim birlikte başka bir görevlinin yanına ittik. (Kendisi oldukça yardımsever ve güler yüzlüydü burdan bir kez daha teşekkür ediyorum.) Görevliye şikayetimizi biraz teyzem bağırarak biraz da ben ondan anladığım kadarıyla anlattık. Bir on dakika şikayet kaydı oluşturarak diğer on dakikayı da teyzemizi bir daha onu aramayacaklarına ikna etmeye çalışarak geçirdikten sonra güler yüzlü telekomcu bayana teşekkür edip kolkola girdik. Kapıdan çıktığımızda Mavi Gözlü Sevimli Teyze yüksek sesiyle bir sürü dua etti bana.. Yüksek sesle etti; böylece kuşlar böcekler dağlar taşlarda duydu belki.. Ben elini öptüm dualarına amin dedim. O bana sarıldı ve ayrıldık..

     Sınav kaydından sonra aylardır görüşemediğim (aslında aramızda birazda kırgınlık olan) bir arkadaşımla karşılaştım. Hiçbir şey olmamış gibi, eski günlerdeki gibi konuştuk. İçimi garip bir huzur kapladı galiba "hayalindeki meslek" bu teyzenin duasıyla verilecek sana ve YDS sonucun iyi olacak Ey Stajyer dedim. Kimbilir belkide..


(Taslakta bekleyen yazıları en kısa sürede hayata geçirmek istiyorum, umarım fırsat bulurum. )